Toplumsal ve siyasal hayatın karmaşık, çelişkili ve dağınık yapısının; birkaç oran, birkaç dağılım ve birkaç yüzdelik dilim üzerinden okunabilir, anlatılabilir ve tartışılabilir hale getirilmesi. Kısacası, gerçekliğin yaşanan haliyle değil, sayısal temsiliyle dolaşıma girmesi.
medya
medya akışı
medya, yayıncılık, iletişim ve dijital üretim odaklı içerikler
72 eşleşen başlıkbu sayfada 8 entrydevam var
Sahadan gelen hissin, politik tecrübenin, toplumsal havayı koklama becerisinin ve birikimli yorum sezgisinin; anket, tablo ve ölçülebilir veri karşısında hızla değersizleştirilmesi hali. Kısacası, “elde sayı yoksa his de yok” demeye varan modern yorum refleksi.
Tartışmayı deneyimden, sezgiden, bağlamdan ve politik yorumdan alıp; sayılar, tablolar, oranlar ve ölçülebilir göstergeler sınırına çekme eğilimi. Kısacası, bir meseleyi anlamanın değil, onu veri üzerinden konuşmanın meşru kabul edilmesi hali.
Yapay zekâ sistemlerine, chatbotlara, sesli asistanlara ya da genel olarak otomatik çalışan teknolojilere; yalnızca araç muamelesi yapmakla yetinmeyip onlara niyet, karakter, duygu, sabır, kırılganlık ya da bilinç atfetme eğilimi. Ara sıra da teşekkür etmişliğimiz vardır.
Yapay zekâ sistemlerinin yanlış, uydurma, eksik ya da güvenilmez bilgi üretirken bunu son derece sakin, düzgün, ikna edici ve yardımsever bir tonla sunması durumu. Kısacası, hatanın gargaraya gelmesi.
Yapay zekâ araçları sayesinde metin, görsel, ses, video, fikir taslağı, başlık, slogan, özet ve benzeri üretimlerin zor bulunur bir beceri olmaktan çıkıp neredeyse sınırsız bir çoğaltma kapasitesine dönüşmesi. Bir başka deyişle, sentetik bolluk yapay zekâ çağının bereket paradoksudur. Elde çok şey vardır, ama o çokluğun hepsi aynı ağırlığa sahip değildir.
İnsan zekâsıyla ilişkilendirilen bazı becerileri makineler ve yazılımlar aracılığıyla taklit etmeye ya da belli ölçüde yerine getirmeye çalışan sistemlerin genel adı. En basit haliyle bilgisayarın yalnızca sabit komutları uygulaması değil; veriden örüntü çıkararak bir sonuca yaklaşması.
Bir içeriğin değerini, etkisini ya da geleceğini; büyük ölçüde onun “tutup tutmamasına” bağlama hali.
sayfa 2
