İşveren markası söyleminde sıkça parlatılan, çalışana zaman ve mekân üzerinde geniş bir hareket alanı tanınıyormuş izlenimi veren; pratikte ise sınırların belirsizleşmesiyle çalışanın her an ulaşılabilir hale gelmesini normalleştiren anlatı. En çok “biz sonuç odaklıyız”, “nereden çalıştığın değil ne ürettiğin önemli”, “kendi programını kendin yaparsın” gibi cümlelerle dolaşıma girer. Ancak birçok kurumda bu vaat, gerçek bir serbestlikten çok mesainin görünmezleşmesine dönüşür. Mesai saati esner ama beklenti esnemez; ofis zorunluluğu azalır ama cevap verme baskısı sürer; takvim özgürleşmez, yalnızca iş hayatı günün tamamına yayılır.
