Sıradan, yıpratıcı, yoğun ya da zaman zaman açıkça tatsız olan bir işi, “amaç”, “etki”, “misyon”, “değer yaratma” ve “dünyayı değiştirme” gibi büyük anlatılarla daha cazip, daha katlanılır ve daha asil gösterme pratiği. Özünde işin kendisi aynı kalır, ama etrafına onu daha anlamlı gösterecek bir anlatı sarılır. Yapılan iş gerçekten toplumsal bir fayda üretebilir, değerli de olabilir; mesele bu değil. Mesele, her görevin, her pozisyonun ve her kurumsal hedefin neredeyse kutsal bir misyona bağlanarak anlatılmasıdır. Böylece çalışan, yalnızca iş yapmıyormuş; daha büyük bir amaca hizmet ediyormuş gibi konumlandırılır. bir noktadan sonra kurumsal dile karşı olan alerji en ciddi sonuçlarındandır.
